Skip to content

Depresyon

depresyon

Psikolojik bozukluk dediğimizde halkın da uzmanların da aklına ilk gelen bozukluk depresyon oluyor. Depresyonu en genel şekliyle tanımlamak istersek, hayattan zevk alamama ve ona eşlikeden mutsuzluk hali diyebiliriz. Depresyon, günümüzde ruh sağlığı uzmanlarına başvuru sebeplerinin başında geliyor. Hemen her gün çevremizde birilerinin “depresyondayım” dediğini duyuyoruz. Her mutsuz duygu halini depresyon zannetmek kadar, mutsuzluktan işini yapamaz hale gelip hala bir uzman yardımına başvurmayanlar için de depresyonun belirtilerinin bilinmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

İki hafta veya daha uzun süredir, kendinizde aşağıdaki dokuz maddeden beşini görüyorsanız veya aklınızdan atamadığınız ölümle ilgili düşünceleriniz varsa en yakınındaki ruh sağlığı uzmanına başvurmalısınız.

–          Yoğun üzüntü hissetme (çocuk ve ergenlerde huzursuzluk ve sinirlilik hali)

–          Severek yapılan aktivitelere ilgiyi kaybetme,  yapılsa da zevk alamama

–          Son bir ayda aşırı iştah kaybı veya artışı sonucu kiloda %5’ten fazla değişim (diyet yapılmadığı halde)

–          Uyku sorunları (Uykuya dalmada, deliksiz uyumada güçlük çekme veya normalden fazla uyuma)

–          Başkalarının da gözlediği, kişinin davranışlarındaki huzursuzlaşma veya yavaşlama

–          Aşırı yorgun hissetme

–          Değersiz veya suçlu hissetme

–          Düşünme, odaklanma veya karar verme yeteneğinde sorunlar

–          Ölüm üzerine tekrarlayan düşünceler veya intihar girişimi (Bu madde uzman yardımı almak için tek başına yeterlidir).

Depresyon, bazen “çaresizlik” durumlarında, insan hiçbir çıkış yolu bulamadığında, umutsuzluğa düştüğünden oluyor. Bazen ise çocukluğumuzdan beri oluşturduğumuz, hayata ve insanlara dair köklü inanışlarımız yüzünden çıkış yolu varsa bile göremiyoruz. Bebeklikten yetişkinliğe kadar önce ailemiz, sonra toplum tarafından bize yapılan dayatmalarla öyle filtreler oluşturuyoruz ki zor durumlarda kaldığımızda, işimize yaracak bilgiler bile o filtrelerden geçemeyebiliyor.

Örneğin, uzun yıllardır çalıştığı işinden ani bir şekilde çıkarılan ve o zamana kadar başka hiçbir işte çalışmamış birini düşünelim. Bu duruma kimilerimiz, “çok basit, kendine yeni iş arayacak” diyebilir fakat insan hem kişiliğinden ve kemikleşmiş inanışlarından dolayı hem de içinde bulunduğu toplumsal düzen sonucunda öyle farklı tepkiler verebilir ki… Evet, yeni bir iş arayabilir fakat iş başvurusu yapmaz, tanıdıklarından haber bekleyebilir. Onlarca iş başvurusu yapabilir. Yaşadığı olumsuz olay hiç beklemediği bir anda olduğu için kendini çaresiz hissedip depresyona girebilir; kendisini en ufak bir şey bile yapamayacak kadar güçsüz hissedebilir…

Çaresizlik ve umut kaybı durumunda depresyonda olan kişinin düşünmesi için birkaç soru önerebilirim:

–          Gerçekten elimden bir şey gelmiyor mu, yoksa üzüntüden/halsizlikten yapabileceklerimi de yapamıyor muyum?

–          Çevremden yardım istedim mi? Yardım istersem ne kaybederim?

–          Beden sağlığımı göz ardı ediyor muyum? (Çünkü beden sağlıklı olmadan sağlıklı düşünme ve karar verme beklenemez).

–          Elimden hiçbir şey gelmiyor, -örneğin ölüm gibi büyük bir kayıp durumunda- duygularımı ve düşüncelerimi en azından yakınlarım ile paylaşabiliyor muyum? (Bunu yapabilmek, iç dünyanızdaki anlam veremediğiniz durumu rahatlatacaktır. Sizin dile dökemediğiniz bir şeyi belki bir yakınınız söyleyecektir veya en azından yanınızda sessizce oturacaktır. Bazen bu bile yetmez mi?)

Kimi zaman bu sorular üzerine düşünmek bile ağır gelebilir, o durumda kişi mutlaka ulaşabildiği en yakın ruh sağlığı uzmanına başvurmalı ve kendisi için en iyi tedavinin ne olduğunu sormalıdır. Major depresyon tedavisinde -en ağır depresyon durumlarında- ilaç ve psikoterapi beraber uygulanmalıdır. Eğer yaşanılan olumsuz olay kişinin kendisinin ve çevresinin hayatını çok engellemiyorsa sadece psikoterapi ile de depresyon tedavi edilebilir.

İnsan, doğası gereği içinde bulunduğu koşullara müthiş bir hızla uyum sağlayabilen bir varlık. Çoğumuz yoğun üzüntü hallerimizi yalnız başımıza veya yakınlarımızın desteğini alarak atlatabiliyoruz. Bazı durumlardaysa ne kendimiz ne yakınlarımız bir çözüm öneremiyor ve alternatif bir “dışarıdan bakış” a ihtiyaç duyuluyor. İşte, bir uzmanın yapabileceği en önemli yardım budur.

 

Comments are closed.