Skip to content

Soma Hakkında

maden coalmine

AFET BÖLGESİNDE YAPILAN PSİKOLOJİK MÜDAHALELER

Türk Psikologlar Birliği’nin Twitter üzerinden verdiği habere göre, bugün itibariyle uzman psikologlardan oluşan 5 kişilik bir öncü ekip Soma’da keşif, ihtiyaç tespiti ve koordinasyon çalışmasına başlayacak. İhtiyaç belirlendikten sonra 1 psikolog, 1 psikiyatr, 1 sosyal hizmet uzmanı ve 1 aile hekiminden oluşan ekipler oluşturulacak. Bu ekiplerin oluşturulmasında, gönüllü ihtiyacı için dernekten duyurular yapılacak. 21 Mayıs itibariyle ev ziyaretlerine başlanacak. Bu ziyaretlerde yerinde müdahale veya gerekli hastane yönlendirmeleri yapılacak. Özetle, yaşanılan büyük kayıptan ötürü depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayacak kişilerin tedavilerine başlanacakmış.

Afet bölgesinde, psikolojik müdahale olarak yapılacaklar düzgün işliyor. Hala bir meslek odası olmadığı, psikolog meslek yasasını değerli milletvekillerimiz hala meclisten geçirmediği halde “klinik psikologlar” görevlerinin başında, afet bölgesinde hizmet vermekte.

AFET BÖLGESİ DIŞINDA YAPILMASI GEREKEN PSİKOLOJİK MÜDAHALELER

Afetler, temelde ikiye ayrılır: “doğal afetler” ve “insan eliyle yaratılmış afetler”. Soma madeninde yaşanan afet, insan eliyle yaratılmış afettir. Gerekli güvenlik önlemleri alınmış olsa, ülkemizde insan hayatı “saati 4-7 liraya ölüm tehlikesi altında çalışacak kadar” ucuz olmasa böyle bir afet başımıza gelmezdi.

Afet bölgesi dışında, toplumsal bir travma yaşıyoruz. Ülkede 3 günlük yas ilan edildi. Bütün televizyonlar yayın akışlarını değiştirdi ve 24 saat canlı yayınla afet bölgesinden haber iletiyorlar. Bu durumda afet bölgesini uzaktan takip eden bizler ne yapmalıyız?

Günlük hayatımıza, işlerimize, okulumuza devam ederken daha çökkün hissetmemiz normal, bunu unutmamalıyız. Hayatımız bir süreliğine normal akışından farklı olacak; bunu kabul etmeli ve normal olduğunu bilmeliyiz. Türkiye’de bugün milyonlarca kişi, kuvvetle muhtemel, bu kazayı gün içinde aklından çıkaramıyor; uyuyamıyor veya kötü bir uyku uyuyup sabah dayak yemiş gibi uyanıyor; gün içinde çok gergin hissediyor ve vücudunun çeşitli yerleri ağrımaya başladı; belki nefesi daralmaya başladı ve haberleri izlerken ağlıyor…. Bunları yaşadığımız için hiçbirimiz aklımızı yitirmeyecek, kontrolümüzü kaybetmeyeceğiz ama evet büyük bir kayıp yaşadık ve yas tutuyoruz. Yasımızı doğal yollarla yaşamamız, bastırıp saklayıp geçiştirmememiz, üzüntümüzü yakınlarımızla paylaşmamız, dile dökmemiz gerekli. Bütün bu olanları izleyip görüp duyup hiçbir şey hissetmeyen, üzülmeyen kızmayan insanların ruh sağlıkları, asıl, ciddi psikolojik bozukluklara işaret ediyor.

Bu sırada çocukları televizyonlardaki görüntülerden uzak tutmamız, olanları onlara dürüstçe ama korkutmadan, panik etmeden anlatmamız ve onlarla ilgilenmemiz, onlarla oyun oynayıp resim yaparak vakit geçirmemiz; onların korkularını, kaygılarını anlamaya çalışmamız gerekli çünkü çocuklar doğduklarının 42. saniyesinde annelerinin duygularını hissetmeye başlıyorlar. Sizin duygularınızı birebir hisseden bir varlık var ama bunu anlamlandıramıyor, o yüzden ona yardımcı olmalısınız.

Yapılması gerekenler bunlar, gerisi çaresizlikler, dilekler ve umutlar…

 

 

Comments are closed.