Skip to content

‘psikoloji’ Etiketli Gönderiler

Bağlanma Travmasına Terapötik Müdahaleler

Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SOYAÇ) olarak düzenlediğimiz Bağlanma travmasına terapötik ve önleyici müdahaleler ile ilgili bir günlük konferansımız ile ilgili detaylar şu linkte: Konferans kayıt. Ebeveyn ihmal ve istismarı konularında çalışan tüm ruh sağlığı profesyonelleri davetlidir. Ben de doktora tezim kapsamında, Türkiye’de bu alanda çalışan uzmanların 13-18 yaş aralığındaki gençler ile çalışırken kullanabilecekleri 10 seanslık “duygu düzenleme grup çalışması” modelimi anlatacağım. Bunun içeriğinde, bağlanma travması (gelişimsel travma) ve duygu düzenleme ilişkisinden de bahsedeceğim.

İnsan neden çalışır?

Freud, mutluluğun iki şeyde yattığını söylemiş: Sevmek ve üretmek. Sony şirketinin kurucusu Masaru İbuka’dan ilham verici bir söz duydum ve Freud’un dediği aklıma geldi. İbuka şirketinin kuruluş mottosu olarak şöyle demiş: “Mühendislerin teknolojik yeniliklerin/icatların mutluluğunu hissedecekleri, topluma karşı görevlerinin farkında olacakları ve kalplerinin içeriğine yönelik çalışacakları bir çalışma alanı oluşturmak”. Bu söylediği üç maddenin biri eksik olsa işin tadı olmuyor. İnsanın bam teline dokunan bir cümleymiş. Çok akıllıca, çok mantıklı ama çok da duygusal bir motto.

*”To establish a place of work where engineers can feel the joy of technological innovation, be aware of their mission to society, and work to their heart’s content”.

 

Making Sense of Seemingly Meaningless

Bir seansta, üç saatte, beş günde hiçbir sorununuz kalmayacak! Ne hoş bir vaat ve ne kadar da içi boş, desteksiz çünkü insan karmaşık bir varlık ve binlerce yıldır da kendini geliştirmekte. Biz terapide, bir kişinin sadece kendi geçmişini anlamlandırmıyoruz; atalarının geçmişini, büyüdüğü kültürü veya kültürleri; genleriyle, yetiştiriliş tarzıyla, büyüdüğü kültürün yarattığı çatışmaların hepsini anlamlandırıyoruz veya anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Duygularımızı düzenleyebilmemizde “bağ kurma”nın öneminden önceden bahsetmiştim buradaki yazılarımda. Bu, kapıyı açan anahtar demiştim. O yüzden seanslardaki konuşmaların belki %90’ı ilişkiler üzerine oluyor. Şimdi buna bir anahtar daha eklemek istiyorum. Bazen duygularımızı düzenleyemeyiz ve işler kontrolden çıkar. Bir ölüm, çok büyük bir kayıp yaşarız ve bunu kabul etmekten başka çaremiz yoktur. İşte o zaman duygu düzenleme tepe taklak giderken tek yapabildiğimiz, ölüm gibi ÇOK SAÇMA! gelen birtakım konuları damarlarımızda döndürüp durduğumuz bir nesne olmaktan çıkarmak…  O konuyu kendi kolu bacağı gibi değil de dışsal bir nesneymişçesine terapist-terapideki kişi arasındaki  halıya oturtmak ve gözlemlemek, incelemek, analiz etmek ve bir anlam vermeye çalışmak. Üzerine düşünmedikten sonra zaten her şey çok saçma. Üzerine birlikte düşünmek ve anlamlandırmaya çalışmaksa çok değerli, çok rahatlatıcı, çok iyileştirici.

Bilişsel Davranışçı Terapi

Bilişsel davranışçı terapi (BDT, Cognitive Behavioural Therapy) öğrenmenin ve deneyimlerin insan davranışı ve zihin yapısı üzerindeki etkilerine odaklanan bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre duygu, düşünce ve davranış bir döngüdür ve duyguları değiştirmenin iki yolu vardır:

  1. Düşünceden duyguya giderek değişim… Hiçbir duygu durduk yere açığa çıkmaz; çoğunlukla öncesinde aklımızdan otomatik (bilinçdışı) ve çok hızlı bir şekilde geçmiş bir düşünce bir duyguyu açığa çıkarır. Dolayısıyla BDT, duygularımızı değiştirmek için önce düşüncelerimizi incelemeliyiz der. Bunun için kendimize, insanlara ve dünyaya dair katı, işlevsel olmayan inançlarımızı önce fark etmeli, sonra da bunların işe yarayabilecek olanlarını onarmalı, işe yaramayanlarını atmalı ve belki de şimdiye kadar hiç bilmediğimiz yeni düşünce tarzlarını öğrenmeye başlamalıyız.
  2. Davranıştan duyguya giderek değişim… Eğer olumsuz bir duygumuzu değiştirmek istiyorsak ve düşüncemizin de saçma olduğunu bildiğimiz halde olumsuz duygumuz değişmiyorsa, önce davranışı değiştirip fizyolojik olarak rahatlama sağlamalıyız; bunun sonucunda duygu değişir.

Örneğin hayatımızda yeni bir değişim sürecinin başındayız… İş veya ev değiştiriyoruz. Değişim, yenilikler ve belirsizlikler bizi gerginleştiriyor ve her zamankinden daha karamsar ve alıngan oluyoruz.

Bunun için ne yapabiliriz?

Öncelikle kendimize şu soruları yöneltebiliriz: Devamı

Sinema Filmleriyle İyileşmek

İnsan, bazen bir film izler, bir kitap okur ve hayatı değişir… Defalarca izleseniz de bıkmayacağınız bir film mutlaka vardır. O filmi düşünün, en sevdiğiniz karakter hangisi? Onun en sevdiğiniz ve en nefret ettiğiniz özellikleri neler? Sinematerapi, tek başınıza film izleyip üzerine düşünerek ve sonrasında bir yere filmle ilgili düşüncelerinizi yazarak veya bir dostunuzla konuşarak olabilir. Psikoterapistinizin size önerdiği bir filmi izleyip sonrasında seansta birlikte filmin üzerine düşünüp konuşarak da, grup halinde arkadaşlarınızla filmi izleyip üzerine derinlemesine tartışarak da…  Yazının devamı için buraya tıklayınız.